İletişim Türleri

Share


1-Sözlü İletişim:
Kısaca konuşma dili olarak adlandırılabilir. İnsanların karşılıklı konuşmaları, yüz yüze yapılan görüşmeler, konferanslar, brifingler, resmi toplantılar, öğretmenin sınıfta ders anlatması, halka hitaplar vb. çeşitli biçimlerde kurulur ve en çok kullandığımız iletişim türüdür.

İki kişi arasındaki sözlü iletişimi ele alırsak; kaynaktan çıkan haber alıcı (hedef) tarafından alınır ve hemen algılanıp yorumlanarak geri beslemede (dönüt) bulunulur. Kaynağın, alıcıdan gelen dönüt’ü değerlendirerek mesajının ne kadar etkin olup olmadığını denetleme olanağı vardır. Bilgiler kaynak- alıcı, alıcı-kaynak arasında sürekli gider gelir ve kaynak bir sonraki bilgi ya da haber için alıcı pozisyonuna geçer. Bu sözlü iletişimin iki yönlü yani interaktif olan şeklidir. Cumhurbaşkanının televizyondan halka yaptığı bir hitabı örnek alırsak bu tür bir iletişimde dönüt olmadığı için tekyönlü olarak kabul edilir.

Sözlü iletişimin en önemli aracı konuşma “dil”i dir. Konuşurken kullandığımız dil toplumun her bireyi tarafından aynı anlamı taşıyor ve aynı şeyleri çağrıştırıyorsa o toplumun sağlıklı bir iletişimi olduğu söylenebilir.

Tekyönlü sözlü iletisim Iki yönlü sözlü iletisim (Interaktif)

SÖZLÜ İLETİŞİM

Bununla beraber sözlü iletişim tek başına değerlendirilemez ve onunla birlikte mutlaka ikincil bir iletişim biçimi olan dil ötesi iletişim diye adlandırdığımız diğer faktörler de vardır.

Bir arkadasiniz ile konusurken sadece onun kullandigi kelimeleri algilayip
yorumlamakla kalmaz, konusurken yaptigi jest ve mimiklerden , üzünün ifadesinden
(beden dili) sesinin tonundan, kelimelerindeki vurgudan duraklamalarindan
sesinin siddeti ve hizindan da (dil- tesi faktörler) etkilenirsiniz.

Sözlü iletisimde mesajin dogru iletilmesi seçilen kelimelere bagli olmakla beraber algilanmasi büyük ölçüde dil-ötesi faktörlere baglidir. Bu konudaki arastirmalar insanlarin birbirleriyle konusurken ne söylediklerinden daha çok nasil söylediklerine dikkat ettiklerini göstermektedir.

Hepimizin gerek yakin çevresinde gerekse toplumsal yasamda saatlerce ilgi ve zevkle dinledigi insanlar vardir. Onlari dikkatle gözlemleyiniz. Dikkat ederseniz hepsinin konusmasinda ortak bazi özellikler vardir.
Konuşmamızı nasıl etkili, ilgiyle ve zevkle dinlenir hale getirebiliriz?

Ses :
Sesin tonu, şiddeti, rengi (bireyleri birbirinden ayıran özellik) hızı ve vurgusu vardır. Bu öğelerin doğru kullanılması gerekir. Gereksiz yere bağıra bağıra ve hızlı konuşan bir insan bizi nasıl yorar ve içimizde ondan biran önce kurtulma isteği duyarsak, çok hafif bir sesle konuşan biri de bir süre sonra
bizde aynı duyguları uyandırabilir. Güzel konuşmak bir sanattır. Bazı insanlarda bu özellik küçük yaşlarda oluşabilir. Bununla beraber bu öğeleri doğru kullanma alışkanlığını da her yaşta edinmek mümkündür.(konuşmasıyla sizde hayranlık uyandıran insanların özelliklerini gözlemlemek onları aynen taklit etmemek kaydıyla etkili bir yöntemdir.) Eğer etkili ve düzgün konuşma, bireyin iş yaşamında önemli bir yer tutuyorsa bu konuda verilen seminerleri izlemek ve kendimize uyarlayarak uygulamak gerekir.

İçerik:
Söylemek istediğimiz nedir buna bağlı olarak konuşmamızın içeriği ne olmalıdır?

Konuşma; bilgilerimizi, duygu ve düşüncelerimizi, deneyimlerimizi sözlerle başkalarına iletmektir.
Birkaç saniye düşünüp doğru yerden başlanmalı, çok uzatmadan ve anlaşılır bir biçimde konuşulmalıdır. Konuşmada mantıklı bir sırayı takip etmek, bağlantılar kurarak anlatmak konuya olan ilgiyi artırır ve daha sonra konuşmacının lüzumsuz ve sevimsiz sorularla karşılaşmasını engeller.

Doğallık:
Konuşurken doğal olmak, yapmacık jest ve mimiklerden uzak durmak, konuşmacının konuya olan hakimiyetini arttırır. Zaten doğal olmayan bir konuşma bir süre sonra dinleyenlerin de ya ilgisini dağıtır ya da alay etmelerine neden olur.

Canlılık:
Konuşurken, canlı, coşkulu ve dinamik olmak, aşırıya kaçmamak kaydıyla genellikle dinleyen(ler)den olumlu tepki alır. Coşkusuz, tekdüze ve bezgin bir tavır, dinleyen(ler)in ilgisinin
dağılmasına sebep olur.

Akıcılık:
Konuşurken gereksiz duraksamalar, eee, ııı. şey, mmm gibi takıntılar konuşmanın akıcılığını ve inandırıcılığını bozar. Bazı kelimeleri sık sık tekrarlamayı alışkanlık haline getirmek de konuşmayı sevimsiz bir hale getirir.

Doğru Telaffuz Ve Kelimeleri Yerinde Kullanmak:
Kelimeleri doğru telaffuz (kelimelerin söylenişi-diksiyon) etmek çok önemlidir. Yeni duyulan bir kelimenin gerçek anlamını ve doğru telaffuzunu araştırmadan asla kullanmamalıdır. Çok güzel konuşma yeteneği olan biri bile yanlış bir telaffuz ya da kelimeyi yerinde kullanamamaktan ötürü
dinleyiciler üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir.

Sözlü iletişimin diğer iletişim türlerine göre avantajlı tarafları:

İki yönlü sözlü iletişimin pek çok avantajı vardır; bilginin anlaşılma
derecesi kontrol edilebilir ve anlaşılmayan konulara açıklık getirilebilir.
Beden dili ve dil-ötesi faktörler olumlu bir biçimde kullanılarak
söylenenlere destek sağlanabilir.

Sözlü iletişim kişiler arasında yaşamın her kesitinde kullanıldığı gibi örgütsel iletişimde de çok önemli bir yer tutar. Mesaj özel, kısa
ve rutin değilse iki yönlü sözlü iletim özellikle tercih edilir. Çünkü dönüt hemen alınır ve ayrıca beden dili ve dil-ötesi faktörler
sayesinde hem alıcı hem de kaynak birbirlerinin konu hakkındaki duygularını da ölçebilirler.

SÖZSÜZ İLETİŞİM
İletişimin birincil aracı dildir, ancak sözlü iletişimi anlatırken bahsettiğimiz dil-ötesi ve beden dili olarak bahsettiğimiz ikincil öğeler sözlü iletişimi pekiştirir.

Söz gerektirmeyen ve yüz ifadesi, bakışlar, mimikler, jestler ve bunlarla birlikte insanlarla yan yana iken bırakılan fiziksel mesafe,
giyim tarzı, kullanılan renkler ve aksesuarlar gibi kelimelerin kullanılmadığı tüm iletişim unsurlarını kapsar Örneğin temiz düzgün giyinmiş, bakımlı, güler yüzlü ve hareketlerinde ölçülü bir insan bizde olumlu duygular uyandırırken, asık suratlı bakımsız bir insan ile selamlaşmak isteği bile duymayız. Bazen de çok bakımsız ve insanlarla arasına fazla fiziksel mesafe koymasına rağmen gözleri gülen, içinden sevgi taşan öyle insanlar vardır ki onlarla da farkında olmadan iletişim kurabiliriz.

Renklerin toplumsal, kültürel, sosyal ve siyasal anlamları vardır. beyaz sevinci sadeliği ve saflığı, mavi güven huzur ve asaleti, sarı enerjiyi, kırmızı heyecan ve meydan okumayı, siyah matem ya da seçkinliği, etnik takılar bir etnik gruba ait olma veya entelektüel görüş, klasik giysi ve takılar
ciddiyet ve soyluluğu ifade edebilir. Aynı şekilde kollarını göğsünde bağlıyarak durmak, otururken bacak bacak üzerine atmak, ve sırtını sandalyeye dayamak, insanlarla arasında çok fazla fiziksel mesafe bırakmak, insanlarla iletişime kapalı olma mesajını verir.Tam tersine bacak bacak üzerine
atmadan ve hafifçe öne eğik bir biçimde oturmak iletişime açık olmak diye yorumlansa bile genellikle davranışlar kişiye özeldir ve bireyin aile ve yakın çevresinden görerek edindiği alışkanlıklara, eğitim düzeyine ve psikolojisine bağlıdır. (Dolayısıyla iletişim kurmak istemesi ya da istememesi şeklinde çok somut bir şekilde yorumlanması doğru değildir. Bu nedenle şöyle giyinen insan güven verir, bu şekilde davranan insan iletişime açık ya da kapalıdır diye kesin yargılara varmak doğru değildir. Bazı durumlarda 6. hissinize güvenin!) Ancak, insanın genel olarak dış görünüşü hiç şüphesiz “ilk izlenim” için çok önemlidir.

Bu konuda yapılan araştırmalardan çıkan sonuç çok ilginçtir:(Ergin 2000, Albert Mahrakin’in araştırması) Beden dilinin iletişimdeki etkisi %55, sesin iletişimdeki etkisi %38 ve kullandığımız sözcüklerin etkisi %7 olarak belirtilir. Buna göre bizler bireylere anlatmak istediklerimizin %10′a
yakın bölümünü sözcüklerle iletebilmekteyiz. Vücut dili sözcüklerden daha etken olarak gözükmektedir.
İletişimin birincil aracı dildir, ancak sözlü iletişimi anlatırken bahsettiğimiz dil-ötesi ve beden dili olarak bahsettiğimiz ikincil öğeler sözlü iletişimi pekiştirir.
İnsanlar genellikle üç şekilde sözsüz iletişim kurarlar;

1-Mekan Kullanımı:
Iletisimde çok üstü örtülü bir biçimde etkili oldugu için mekan kullaniminin öneminin pek farkinda olamayiz. Aslinda insanlar kendi çevrelerinde
olusturduklari bos mekanlarla da mesaj iletirler.

Insanlarla aramizda biraktigimiz mesafe ile onlara ne kadar yakin ya da uzak oldugumuzu ifade ederiz. Ailemiz ve çok yakin arkadaslarimizla birlikteyken
aramizdaki mesafeye çok dikkat etmeyiz ve genellikle onlarla çok yakin otururuz. Fakat yeni tanistigimiz veya hoslanmadigimiz biri ile aramiza farkinda olmadan bile belli bir mesafe birakma egiliminde oluruz.
Sevmedigimiz bir insanin bize çok yakin durmasi bizi rahatsiz eder çünkü onunla iletisim kurma istegi içinde degilizdir.Herkesin etrafinda, baskalarinin girmemesi gereken sembolik bir alan vardir ki, buna “kisisel alan” diyoruz. Kisisel mesafe fiziksel sebeplerden kaynaklanmaz, sadece kisilerin diger
insanlarla kurduklari iliskilerin niteliginden kaynaklanir. Kisisel alanin genisligi kisiler arasindaki samimiyete göre degismektedir. Eger bu siniri bilerek veya bilmeyerek asarsaniz, karsidaki kisi hemen rahatsiz olacak ve uzaklasma istegi hissedecektir.

İlginçtir ki, kişisel alanın genişliği kültürden kültüre değişmektedir. Bununla beraber ilişkilerimizin ölçüsünü belirleyen 4 alan vardır:

1-Mahrem Alan: 30 cm’ye kadar olan alandır.
2- Kişisel Alan: 30 – 75 cm arasıdır.
3-Sosyal Alan: 120 – 200 cm arasıdır.
4-Genel Alan: 200cm ve daha fazladır.

Bireylerin iletişim halinde oldukları kişilerle oluşturdukları mesafe, ilişkilerinin düzeyi hakkında bilgi verir. Mekan kullanim sekli bir dostluk göstergesi olabilecegi gibi, ayni zamanda da bir statü göstergesidir. Gerek kamuya ait isyerlerinde gerekse özel sektörde üst kademelere
çikildikça genellikle ofislerin daha genis, ve daha kaliteli mobilyalarla dösenmis olmasi, makam masalarinin daha büyük ve makam sahibine ait koltugun ziyaretçiler için hazirlanmis koltuklardan daha yüksek oldugu
hepimizin dikkatini çekmistir.

2-Zaman kullanımı:
Zamanın yaşamımızda önemli bir yeri olduğu gibi iletişim kurdumuz insanlarla da bir ilişkisi vardır. Bir insana ne kadar çok zaman ayırıyorsak veya onunla olan randevularımızda ne kadar dakik davranıyorsak ona o kadar önem veriyoruz demektir. Aynı şey bizim içinde geçerlidir. Bize ayrılan zaman, bekletilme veya bekletilmeme gibi unsurlar itibarımızın bir göstergesidir. Fakat zaman
kullanımı insanların içinde yaşadığı toplumun alışkanlıkları ve kültürüyle yakından ilişkilidir.

Bize ayrilan zaman,bekletilme veya bekletilmeme gibi unsurlar itibarimizin
bir göstergesidir

3-Beden dili:

Bir insanin konusurken yaptigi hareketler ve mimikler, sesin tonu coskusu veya
durgunlugu, genellikle verdigi mesaji kuvvetlendirir.

Sözlü iletisimden bahsederken dil-ötesi faktörler ve beden dilinden bahsetmistik. Sevinçli bir haber veren veya neseli bir seyler anlatan insanin sesi canli konusmasi daha hizli ses ton yüksektir. Gözleri parlar, yüzünün ifadesi mutludur ve hareketleri canlidir. Oysa kötü bir haber ileten kisinin
hareketleri agir, sesi cansiz, bakislari isteksizdir, kelimeleri agir agir telaffuz eder. Biriyle anlasmazliga düsen insan ise sinirlidir ve yüzünde hiddet ifadesi vardir, sesini ve kelimelerini, bazen hareketlerini bile kontrol edemez. Beden dili konusunda mesaji iletme seklinin tek bir anlami
yoktur. Herhangi bir hareketin anlami, kisinin ait oldugu kültür normlarina ve yine kisinin kendi tarzina ve aliskanliklarina bagli olarak ortaya çikar. Bulunulan fiziksel ortam da bu konuda etkin bir faktördür.

İLETİŞİM TÜRLERİ

Sözlü ve sözsüz iletişimi inceledik…Bir arkadaşımıza bahsettiğimiz güncel bir olayın başkalarına yanlış aktarılması, annemizin bize bir şey anlatırken yaptığı jestler, küçük kardeşimizin hiç bir şey söylemeden muzipçe gülümsemesi, sınıfta geçen bir olayda hocamızın hiç konuşmadan sınıfa yönelttiği ve çok şey ifade eden bakışı, bir konferansda konuşmacının kelimelerini özenle seçerek,
önemsediği yerlerde vurgular yaparak ve ses tonunu konunun içeriğine uygun nüanslarla kullanması, seçim zamanı politikacıların miting alanlarında bir ellerinde mikrofon diğer ellerini sürekli havada sallayarak sanki bir şiir okuyormuşcasına yaptıkları söylevler, bir makama kabul edildiğimizde
hissettiklerimiz… Hepimiz bunları yaşamışızdır. Ama artık sözlü ve sözsüz iletişim hakkında edindiğimiz bilgiler doğrultusunda bunların iletişimdeki önemi ve etkinliğini daha iyi anlıyor ve analiz edebiliyor olmalıyız.

Çoğu zaman, gerek yakın ve sosyal çevremizde, gerekse iş ya da okul çevremizde yaşadığımız yanlış anlaşılmalar sonucu yaşanan üzüntüler bizlerde izler bırakır. Keşke o hareketi yapmasaydım..başka türlü söyleseydim…ben öyle demek istememiştim…adam bana gıcık zaten….beni anlamamakta ısrar ediyor… gibi keşkeler ve tedirginlikler yaşarız. Bunların pek azı art niyetten kaynaklanmaktadır. Çoğu iletişim sorunu kısacası iletişim engelleridir ve iletişimde en az iki kişi olduğuna göre bu engellerin bir kısmı bizden kaynaklanıyor olabilir. Biraz dikkat ve istek göstererek iletişim sorunlarımızı , en azından bizden kaynaklananları en aza indirmek elimizde olan bir imkandır. Gelecek dersimizde iletişim engellerini inceleyeceğiz.

Share

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.