İletişimin Engelleri

Share

 

iletişimin engelleri

İletişim, bir bilgi, haber ya da düşünceyi bir başkasına aktarıp, ondan bir tepki beklemektir. Etkin bir iletişim için alıcı ve kaynağın bazı özellikleri taşıması gerekir. Eğer kaynak ve alıcı arasında çevre, kültür, eğitim, alışkanlık gibi farklılıklar varsa iyi bir iletişim sağlanması zorlaşabilir. İletişim sürecinde, kişilerin o andaki psikolojik durumları da çok önemli bir rol oynar. Bazen iletişim faktörleri gerekli özellikleri taşısalar bile etkin iletişim sağlanamaz.


Bu alanda yapılan araştırmalar (Martens ve Konter’e göre) göstermiştir ki insanlar dinlediklerinin sadece %50 sini duyar ve duyduklarının da %50 sini dinlerler. Yani dinlediğimiz anlatılanların sadece %25 dir. Dinlediklerimizin de sadece %50 sini anlar ve bunun da ancak %50 sine inanırız. Bu hesaba göre de inandıklarımız tüm anlatılanların sadece %6,5 dir. Bunlarında yarısını hatırlamaz, hatırladıklarımızın da sadece % 50 sini uygularız. Bu hesaba göre de anlatılanların sadece %1.562 si hedefe ulaşır. ( Dr. İrfan Mısırlı, Genel İletişim 2003)
İletişim engelleri nelerden kaynaklanır?

1-İletişimin önemini yeterince kavrayamamış olmamızdan
2-İletişimin önemli bir ihtiyacımız olduğunun farkında olmamamızdan
3-Etkin iletişim yöntemlerini bilmememizden
Etkin iletişimi engelleyen faktörleri önce “Yapıcı engeller” ve “Bozucu Engeller” olmak üzere iki ana başlıkta toplamakta yarar var.
Bir toplumda yaşayan insanlar arzu ettikleri her şeyi istedikleri her mekan ve zamanda, üstelik istedikleri her türlü kelimeyi kullanarak kendilerini ifade etselerdi neler olurdu? Sinemada film seyrederken yanımızdaki ile normal bir sesle konuşsak? Babamızla küçük kardeşimizle konuşup şakalaştığımız gibi yapsak? Bir resmi bayramda hah işte belediye başkanı, tam sırasıdır deyip ona şikayetlerimizi sıralasak? Aklımıza estiği gibi dilekçe, rapor, ödev yazsak ? İşe giderken eşofman, okula giderken balo kıyafeti giysek? Kısacası hiçbir kısıtlama olmasa da aklımızın estiği gibi davransak…? Bu soruları çoğaltmak mümkün…
cevaplarını ise hepimiz verebiliriz…

Aile içinde, oturduğumuz apartmanda, okulumuzda, işyerimizde özetle içinde yaşadığımız toplumda uyulması gereken iletişim kuralları vardır. Bunlar bize çeşitli kısıtlamalar getirir, fakat bizi yanlış davranışlarda bulunmaktan korur. Biz bunlara iletişimin yapıcı engelleri diyoruz.

İşyerlerinde tamamen serbest bırakılan bir bilgi akışı karışıklığa ve düzensizliğe neden olduğu için iletişimi kötü etkileyebilir. Onun için Yönetim kadrosunun bildiği herşey , her zaman çalışanlara aktarılmaz. ( İşyerlerindeki iletişim engellerini Örgütsel iletişim konusunda inceleyeceğiz)

İLETİŞİMİN BOZUCU ENGELLERİ
İletişimin, çeşitli nedenlerden kaynaklanan ve etkin olamamasına sebebiyet veren pek çok engel vardır. Bunları aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.
” Kişisel Engeller
” Kanal Engelleri
” Teknik Engeller
” Fiziksel Uzaklık
” Zaman Baskısı
” Kesintiler.
İletişimin Kişisel Engelleri

İletişimin kişilerin bizzat kendilerinden kaynaklanan engelleri vardır. Bireylerin karakter yapısı, okul ve aile içi eğitimleri, ait oldukları toplumun kültürü ve manevi değerlerinin,mesajları algılama ve yorumlamalarında farklılıklar yaratır İletişim her şeyden önce insanları esas aldığı için İletişim engellerinin çok büyük bir kısmı da insanlardan kaynaklanır.

İnanç,tutum,görgü, gelenek ve alışkanlıklar biz insanlar arasında farklılıklar yaratır. Dolayısıyla insanların her an gelişen olaylara bakış açısı farklıdır. Bu fark, kaynak ve alıcıyı, mesajı kodlarken ve kodu çözerken yaptıkları yorumlarda ön yargı yaratabilir ve iletişimi olumsuz etkiler.
Psikolojik engeller: İnsanlar, inanç,tutum,görgü, gelenek ve alışkanlıklarına ters düşen mesajları reddederler. Bazen de mesajı kabul eder fakat yine kendi inanç, görgü ve alışkanlıklarına uygun biçimde değişiklikler yaparlar. Yine psikolojik engel olarak kişilerin farklı duygusal yapıları, zayıflık ve zaafları da mesajı algılama biçimini etkileyebilir.
İnsanlar çoğu zaman etkin bir iletişim sağlanması için gerekli dikkati göstermeyebilirler Aynı türde mesajların çok sık gelmesi bir süre sonra duyarsızlık yaratabilir ve dikkatsizliğe neden olabilir.
Mesajın anlamını kasten çarpıtmak önemli bir iletişim engelidir. Kasıtlı söylenen yalanlar doğal olarak yanlış sonuçlar doğurur.
Güvensizlik bir iletişim engelidir. Güven duymadığımız insanlarla iletişime girmekten kaçınırız. Eğer iletişime girmek zorundaysak, önyargılı ve savunmacı bir tutum içinde oluruz. Karşımızdaki insan ne kadar iyi niyetli olursa olsun eğer güvenimiz yoksa mesajlarını şüpheci bir biçimde yorumlarız.
Dilin karmaşık bir biçimde kullanılması iletişim engeline yol açar. Bu yüzden kaynak mesajı kodlarken önemli hususların altını çizmeli veya ses tonu ve jestleri ile vurgulamalıdır. Gereksiz veya anlamı çok iyi kavranmamış kelimelerden kaçınmalıdır. Birkaç bilgiyi uzun ve tek bir cümle ile ifade etmektense, her bilgi ya da haber için kısa fakat ayrı cümleler kurmakta fayda vardır.
Kelimeleri bilinen anlamlarının dışında kullanmak iletişim engeli olabilir. Örneğin kaynak “…..burada hava çok ısındı…” derken gerginliğin yükseldiğini ifade ederken alıcı bunu “gerçekten hava sıcaklığı” arttı diye algılayabilir.
Jargon kullanmak iletişimi kolaylaştıracağı gibi bir engel de teşkil edebilir. Jargon; aynı meslek dalındaki insanların mesleklerindeki özel terimleri kullanarak konuşmalarıdır. Bu durum aynı meslekten olmayan insanların mesajı anlamamalarına neden olabilir.
Argo kelimeler kullanmak: Argo, genellikle aynı yaş grubundan veya aynı sosyal çevreden olmayan insanlar arasındaki iletişimi engeller.

İletişimde empati eksikliği bir iletişim engeli olabilir. Empati,; insanın bir fikir ve düşünceyi yorumlarken veya kendisinden bir davranışta bulunması beklendiğinde, kendisini iletişimde olduğu insanın yerine koyması, olaya onun penceresinden bakmasıdır. Böylece karşımızdakini anlamakta ve yorumlamakta daha az zorluk çekeriz. Yetersiz bilgi, ve mesajdaki boşluklar, kaynak ve alıcı arasında bir iletişim engeli yaratır. Bazen yetersiz bilgi bazen de mesajdaki boşluklar mesajı eksik anlamaya sebep olur. Alıcı tam anlamadığı kısımları ve boş kalan yerleri kendi tahmin veya bilgileri ile doldurma eğilimi gösterebilir.

Statü farklılıklarının yarattığı engeller: Statü bireyin toplumsal sistem içinde mesleki ve sosyal yaşamdaki başarısı ve saygınlığı ile elde ettiği yerdir. Ancak kendi düşündüğü ve beklediği gibi bir yer değil toplumu oluşturan diğer insanların onu kabul ediş biçimleri ve ona atfettiği yerdir.
Toplumu oluşturan bireyler genellikle kendileriyle eşit statüdeki insanlarla iletişim kurmayı isterler.

Bunun nedeni aynı sosyal çevreye ait olmanın getirdiği rahatlıktır. İkinci olarak da bazı bireyler güç ve itibar kazanmak düşüncesiyle kendilerinden daha üst statüdeki insanlarla iletişim kurma arzusundadır. Daha alt statüdeki insanlarla iletişim kurmakta isteksizdirler. Bazen de tam tersi olarak bireyler kendilerinden daha alt statüdeki insanlarla iletişim kurma eğilimindedirler. Bunun da sebebi, kendilerini onlarla daha rahat hissetmeleri olabileceği gibi onlara liderlik etme, hükmetme arzusundan kaynaklanabilir. Her iki durumda da statü farklılıkları iletişim engeli oluşturur.

İLETİŞİMİN KİŞİSEL ENGELLERİ
Cinsiyet farkı mesajın anlamında bozulmalar sapmalar yaratabilir. Çünkü erkek ve kadın çocukluk yıllarından itibaren farklı aile eğitimi almışlardır. Okulda, iş hayatında ve sosyal yaşamda da olaylara karşı her iki cinsten de farklı davranış biçimi beklenir. Bunlar kadın ve erkeğin beden dili, mesajları algılayışı üzerinde bir farklılık doğurur, ve dolayısıyla da iletişim engeli yaratabilir.

İki kişinin sürekli iletişim içinde olması, bir süre sonra kaynak – alıcı ikilisinde kalıp davranışlar oluşturur ve birbirlerinden her zaman aynı mesaja karşı aynı davranışları beklerler veya bir davranış meydana geldiğinde daha önceki mesaj olarak düşünürler. İletişim sürecine girerken, tüm geçmiş deneyimlerimizi de birlikte getiririz. Dinlerken, okurken yada bir toplant ıya katıldığımızda bildiklerimiz yeni öğreneceğimiz bilgilerin önünde bir engel oluşturur.

Çok az yada çok fazla ilgi: İletişimde, konuyla çok fazla ilgili olmak yada yeteri kadar ilgili olmamak da aynı ölçüde engel oluşturur.

Savunucu İletişim: Saldırgan davranış ister açık, isterse örtük bir biçimde olsun; iletişimde savunmayı doğurur. Konuşan kişi saldırgan davranışının farkında olmayabilir; ancak bu sonucu pek değiştirmez. Çünkü dinleyen, davranışlarını onun farkında oluş ya da
olmayışına göre değil, kendi iç dünyası çerçevesinde değerlendirir.

İLETİŞİMİN KANAL ENGELLERİ
İletişim ile ilgili kavramları incelerken , iletişimin kanallarını “mesajı alıcıya iletmek için kullanılan araç-gereç , yöntem ve teknikler” dir diye tanımlamıştık. Bu kanallardan kaynaklanan engellerin bir kısmı fiziksel ve teknolojik niteliktedir. Bu engeller mesajın mekanik olarak iletilmesine engel olur.
Mesaj ya hiç iletilemez veya sadece mekanik bir gürültü halinde ulaşır. Örneğin telefon hatlarında oluşan bir arıza , elektriğin kesilmesi, radyo , televizyon vericilerindeki bir arıza, internet bağlantısın kesilmesi gibi…

İletişimin Teknik Engelleri
İletişim kanallarının çoğu, pek çok teknik kargaşadan ötürü mesajın ertelenmesine kaybolmasına ya da anlaşılamamasına sebep olur. Bilgi ve iletişimin aktarılmasında oluşan teknik problemlerle uğraşan yeni bir bilim dalı ortaya çıkmıştır ve buna “Sibernetik” denmektedir. Bu bilim dalı bilgisayarların gelişmesi ve bilgi aktarılmasında kullanılması ile birlikte gelişmiş ve yeni bir mühendislik dalı olan “İletişim Mühendisliği”nin ortaya çıkmasına temel teşkil etmiştir. İletişimin teknik problemlerini ifade etmek için fransızca kökenli ve sistem karmaşası, kaos, anlamına gelen “entropie” ( okunuşu antropi) kelimesi kullanılır. Antropi’ye neden olan sorunların başında “gürültü” gelmekte ve mesajın iletilmesi ve algılanmasında belirsizliklere sebep olur. Gürültünün dışında yine antropi’ye neden olan başka sebepler de vardır. Örneğin bazı büyük işyerlerinde çok sayıda mesajın yukarıdan aşağıya doğru akışı sırasında mesajın bozulması da iletişimin teknik bir engelidir.

Fiziksel Uzaklık
Yüz yüze iletişimin mümkün olmadığı konuşmalarda beden dilinin kullanılamadığı zamanlarda iletilen mesajlarda algılama bozukluğu veya eksikliği oluşabilir. Örneğin telefon konuşmalarında beden dilinin kullanılamaması sıkıntı yaratabilir. Çok büyük dersliklerde öğretmen ön sıralarda oturan öğrencilerle daha kolay iletişim kurarken arka sıradakilerin dikkatini çekmek için zorlanır.
Fiziksel uzaklık örgütlerlerde de iletişim engellerine yol açar. İşyerleri büyüyüp geliştikçe, faaliyet alanlarını artırdıkça şirketlerin yerleşim alanları da genişlemek hatta çok sayıda yerleşim alanına dönüşmek zorundadır. Buna bağlı olarak iletişim kanalları da uzamaya ve ağ yapısına dönüşmeye başlar. Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinin sözlü, yazılı, ve görüntülü mesaj iletmeye olanak sağlaması uzaklıktan kaynaklanan engelleri büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır fakat yine de fiziksel uzaklık bir engel oluşturur. ( Bu konuyu “Teknolojik araçlarla iletişim” konusunda daha detaylı bir biçimde inceleyeceğiz.)

ZAMAN BASKISI
Zaman baskısı iletişimde önemli bir etken oluşturur. Bunun en iyi örneklerini bazı televizyon programlarında hepimiz görmüşüzdür. Programı yöneten şahıs konuşmacıya sadece 1 dakikanız var lütfen söyleyecekleriniz toparlayınız der, bir toplantıya katılan biri süre o kadar kısıtlıydı ki bana sıra bile gelmedi diye yakınır. Zaman baskısı konuşmacıyı strese sokabilir ve söylemek istediği en önemli şeyi atlayabilir. Hızlı hızlı konuştuğumuzda zamanımızın olmadığı mesajını vermiş oluruz.

Zaman baskısı altında yazılan bir mesaj etkin bir şekilde kodlanmayabilir. Yine zaman baskısı altında olan bir alıcı, mesajı algılama ve yorumlamada yani kod çözmede başarılı olmayabilir. Bazen yoğun çalışma ortamı yüzünden ailemize vakit ayıramayabiliriz. Bir randevuya zamanında gitmek, bir ziyaretin süresini iyi ayarlamak iletişimde olduğumuz kişinin önemini ortaya koyar.
Bunlardan anlaşıldığı gibi zamanın da bir “dil”i vardır. İyi kullanılamaması durumunda önemli iletişim engellerine yol açar.

Kesintiler
İletişimde kesintiler farklı biçimlerde ortaya çıkar. Annenizle konuşurken kardeşinizin bir bardağı kırması ve elini kesmesi, tam dersinize konsantre olmuşken cep telefonunuzun çalması, bir öğrencinin sınıfa geç girmesi, bir konferansta konuşmacıya dinleyenlerden birinin aniden bir soru yöneltmesi iletişimi olumsuz etkileyen yani engel yaratan faktörlerdir.
Bunlarla başa çıkmanın yolu engelin varlığını kabul etmektir. Kesintiden hemen sonra konuya birkaç cümle geriden başlayarak hatırlatma yaptıktan sonra devam etmektir. Kesintileri yok saymak bir çözüm değildir. Eğer kesintiler peş peşe geliyorsa yaptığımız işi bir süre veya tamamen başka bir zamana ertelemek en iyisidir.

Share
7 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.